Sigorta Risk İlişkisi

“Sigorta”  genel anlamı itibariyle; hasar yaratabilecek olayların gerçekleşmesi sonucu meydana gelen maddi kayıpların tazminat ödenerek karşılanmasıdır. Türk Ticaret Kanunu’nda ise Sigorta; sigortacının bir prim karşılığında bir diğer kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (riskin) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi kabul ettiği bir sözleşme olarak tanımlanmıştır.  Sigorta sistemi esasen aynı türden tehlikelerle karşı karşıya olan sigortalılarından toplanan primler vasıtasıyla oluşturulan havuz sayesinde o tehlikenin gerçekleşmesi sonucu hasara uğrayan sigortalının zararının karşılanmasıdır.

Sigortanın varlığının sebebi olan risk ise ortaya çıkabilecek zararın olası nedeni anlamında kullanılmaktadır. Bu kavram işletmeler için yangın, infilak, deprem gibi doğrudan ya da kar kaybı gibi dolaylı nitelikte olabileceği gibi; enflasyon, tüketici baskısı gibi mali veya sosyal nitelikte de olabilir. Bir riskin sigortalanabilmesi için mali karşılığının ölçülebilir olması, ani ve beklenmedik nitelikte olması, meşru bir temele dayanması ve gerçekleşme sıklığının çok yüksek olmaması gerekmektedir. Aksi takdirde risk sigortalanabilir bir risk olmaktan çıkmaktadır.

Çağdaş işletmelerde sigorta, risk yönetim sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır.  Sigorta vasıtası ile risk sigortalıdan sigortacıya aktarılmış olur.  Öte yandan sigortacı riski ancak belli kriterler çerçevesinde değerlendirdikten sonra bu riski sigortalıdan devralıp devralmayacağına ve bu devrin hangi şartlarda gerçekleşmesi gerektiğine karar verebilir. Bu aşamada da riskin analiz edilmesi Sigorta Şirketi için çok büyük önem taşımaktadır ki bu da risk mühendisliğinin varlık sebebidir.