Baraj ve Hidroelektrik Santrallerde Hasar Sebepleri ve Olası Çözüm Önerileri

Resmi Gazete’de 26.06.2003 tarih ve 25150 sayılı yayınlanan “Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” in yürürlüğe girmesi ile yönetmelikte belirtilen yeterlilikleri sağlayan şirketler inşaa edecekleri kısaca HES olarak adlandırılan Hidroelektrik santrallerde 49 yıllığına su kullanım hakkına ve dolayısıyla elektrik üretim hakkına sahip olmuşlardır. Sıklıkla HES olarak ifade edilen bu yapılar esasında elektrik üretim tesislerinin de dahil olduğu ve yukarıda yer alan bölümlerde ifade edilen su yapılarının bir bütünü olarak düşünülmelidir.

Su kullanım hakkının özel işletmelere devredilmesi Ülkemizde son yıllarda HES inşaasında ve işletmesinde bir patlama yaşanmasına yol açmıştır. Ancak bu yapıların gerek fizibilitelerinin yeterli özenle yapılmaması, gerek bir an önce üretime geçilebilmesi için bazı önlemlerin ve harcamaların göz ardı edilmesi sebebiyle hem inşaat hem de işletme döneminde yüksek sıklık ve şiddette hasarlar yaşanmasına yol açmaktadır. Yapıların çoğu inşaat ve işletme döneminde sigortalı olduğundan risk doğrudan sigortalıdan sigortacıya aktarılmakta ve sigortacı yüksek tutarlardaki hasarları tazmin etmek durumunda kalmaktadır.

Baraj, regülatör yapılarında başlıca hasar sebebi sel/seylap olaylarıdır. Baraj, regülatör yapıları su üzerinde inşaa edildiklerinden suyun aşırı faaliyetlerinden etkilenmemeleri olanaksızdır. Öte yandan bu durumu asgariye indirgemek için çeşitli mühendislik önlemleri almak mümkündür. İnşaat döneminde yukarıdaki bölümlerde tanımlanmış olan batardo ve derivasyon yapıları inşaatı kuru alanda güvenle yapılmasını sağlamaktadır. Bu geçici yapılar belirli periyodlarda gelebilecek azami taşkın debisini karşılayacak şekilde tasarlanırlar. Genel olarak uluslararası şartnamelerde ve DSİ yönetmeliklerinde tavsiye edilen durum derivasyon yapılarının en az 25 yıllık sure içerisindeki gelebilecek azami taşkın debisini karşılayacak şekilde tasarlanması

Ancak su kullanım hakkı yönetmeliği uyarınca yapılan HESlerde DSİ, projelerin kriterlere uygunluğu hususundaki sorumluluğu tamamen işletme sahibine devretmiştir. İşletme sahipleri ise çoğunlukla işletme maliyetini düşürmek ve inşaat sürecini kısaltmak için derivasyon yapılarını tasarlarken 5 yıl ya da daha kısa sürelerde tekrarlanabilecek azami taşkın debilerini esas alınmaktadır.

Sonuç olarak derivasyon yapılarının yetersiz tasarımı inşaat süresince batardoların su tarafından aşılarak yıkılma olasılığını arttırmaktadır. Zira böyle bir inşaatın 2-3 yıl süreceği kabul edilirse bu süre zaafında 5 yılda bir tekrarlanacak azami taşkın debisi ile karşılaşma olasılığı 25 yılda bir tekrarlanacak azami taşkın debisi ile karşılaşma olasılığından çok daha fazladır. Derivasyon yapılarının görevini yapmaması ve suyun inşaat alanına girmesi halinde ise büyük tutarlı hasarlar meydana gelmektedir ki, son dönemlerde HES inşaatlarında yaşanan sel hasarlarının büyük bir kısmı bu sebepten kaynaklanmıştır.

İşletme dönemindeki su yapılarında ise sel riski baraj gövdesinden ziyade santral binalarında ve iletim kanalları ve iletim hatlarında yoğunlaşmaktadır. Toprak dolgu ve kaya dolgu barajlar kretinden su aşması halinde erezyon sonucu yıkılırlar. Ancak dolusavak yapısı bu durumu engellemek için tasarlanmıştır ve böyle bir hadisenin meydana geleceği koşullar oluşur ise derhal dolusavak aktif hale getirilir. Halk arasında “baraj kapaklarının açılması” olarak adlandırılan bu işlemden sonra büyük miktarda su mansaba bırakılmış olur. Böyle bir durumda mansapta yer alan yerleşimler, ekili araziler, altyapılar olumsuz yönde etkilenirler. Dünyada birkaç örneği bulunmakla birlikte Ülkemizde kretten su aşması neticesinde yıkılan baraj bulunmamaktadır. Diğer baraj türlerinde ve betonarme bir yapı olan regülatörde kretten su aşması sebebi ile gövde yapısının yıkılması riski bulunmamaktadır.

Özetlemek gerekirse, işletme dönemindeki su yapılarında sel riski santral binaları, iletim kanalları, iletim hatları ve mansapta bulunan ekili/dikili araziler ile yerleşim yerlerinde yoğunlaşmaktadır.


Sel neticesinde yıkılmış batardo

Sel suları altında kalmış inşaat sahası

Sel suları altında kalmış santral binası

Sel suları altında kalmış türbin holü
 
 

İnşaat döneminde sıklıkla karşılaşılan hasar türlerinden biri de montaj ve test hasarlarıdır. Özellilkle türbin-jeneratör seçiminde giderlerin azaltılması amacı ile ispatlanmamış teknolojiyi haiz ya da prototip ekipmanların seçilmesi, montaj ve test esnasında üretici firmanın süpervizörlerinin sahada bulunmaması ve müteahhidin kendi teknik ekipleri ile bu işleri üstlenmesi ekipmanın ciddi biçimde hasarlanmasına yol açmaktadır. Sipariş üzerine üretilen bu ekipmanların yerine konması veya onarılması uzun zaman alacağından kar kaybı teminatı verilmiş ise projenin tamamlanması öteleneceğinden maddi hasarları fazlasıyla aşan kar kaybı hasarları da yaşanmaktadır. Yatırımcıların makine/ekipman seçimi yaparken söz konusu ekipmanları uzun dönem kullanılacağı bilinci ile hareket etmeleri tüm taraflar için daha kabul edilebilir sonuçlar doğuracaktır.

İşletme dönemindeki en önemli hasar sebeplerinden biri de yer kayması, heyelan ve oturma olarak düşünülebilir. Özellikle yeterli zemin güçlendirilmelerin yapılmaması neticesinde tesisin işletme alındığı ilk yıllarda, çökeltim havuzu, enerji kırıcı havuzlar, iletim kanalı, cebri boru gibi yapılarda yer kayması, heyelan ve oturma hasarları meydana gelmektedir. Hasarlanan yapıların kapsamlı onarımı ya da yeniden inşaası gerekmekte, ayrıca işletmede elektrik üretimi onarım ve yeniden inşaa süresince durmaktadır. Kapsamlı onarım veya yeniden inşaa edilme mobilizasyon, demobilizasyon, özel işçilik ücretleri, kimyasal madde kullanımı gibi sebeplerden dolayı pahalı çözümlerdir. Ayrıca kanal, boru gibi yapılarda oturma, yer kayması, heyelan hasarları hat boyunca farklı lokasyonlarda pek çok defa tekrarlabileceğinden harcamalarının her defasında yinelenmesi söz konusudur. Bunun yanısıra kar kaybı teminatı verilmiş ise, bu tür hasarlarda enerji üretiminin tamamen durması maddi hasarları fazlasıyla aşan kar kaybı hasarlarına sebebiyet vermektedir. Tüm bu sorunların en etkin çözümü fizibilite aşamasında yeterli jeolojik ve geoteknik araştırmaları yapmak ve buradan alınacak sonuçlara göre uygun zemin iyileştirme çalışmalarını hem projelendirme hem de imalat aşamasında hayata geçirmektir.


Toprak kayması neticesinde hasarlanmış istinat duvarı

Toprak kayması neticesinde hasarlanmış iletim kanalı

Oturma neticesinde hasarlanmış istinat duvarı

Yer kayması sonucunda yolda oluşan çatlaklar

Yer kayması ve oturma neticesinde iletilm kanalında oluşan çatlaklar

Oturma neticesinde dolusavakta meydana gelen hasar
 

Oturma neticesinde dolusavakta meydana gelen hasar

Hidrolik türbin hasar sebepleri
 

İşletme döneminde sigorta açısından dikkat edilemesi gereken bir diğer husus elektromekanik makine/ekipmanın garanti/bakım anlaşmalarının varlığı, periyodik bakımlarının ve onarımların hangi koşullarda yerine getirildiğidir. Yukarda da belirtildiği üzere bu hususta dikkat edilmesi gereken ilk faktör güvenilir ve uluslarlarası markette kendini ispatlamış üreticiler ile çalışılması, tercih edilecek makine/ekipmanın hasar geçmişinin ve teknolojisinin iyi araştırıldıktan sonar kararın verilmesidir. Bunu takiben üreticinin sağlayacağı garanti, uzun süreli bakım anlaşmaları da kritik ekipmanlardaki hasarlanma/arızalanma olasılığını azaltacaktır.

Özellikle kar kaybı teminatı verilmiş olan tesislerde işletme döneminde yaşanan trafo infilakları ve enerji nakil hatlarının hasarlanması hem maddi kayba hem de bu yapıların darboğaz oluşturması ve üretilen enerjinin iletilememesi sebebi ile yüksek tutarda kar kaybı hasarına sebebiyet vermektedir. Trafoların tipi ve bakımlarının doğru şekilde yapılıyor olması hasar frekansının düşürülmesi açısından çok önemlidir.

Enerji nakil hatları ise devre dışı kalmaları halinde üretimi tamamen etkileyeceklerinden en kritik kısımlardan biridir. Yatırımcının hasarlanmaları halinde hatları en kısa sürede yeniden ikame edebilmek için mutlak suretle bir eylem planı bulunmalıdır.

Deprem, su yapıları için diğer yapılarda oluşturduğu riskten daha fazla risk yaratmamaktadır. Hatta özellikle DSİ kullanımında olan barajların 1999 İzmit ve 2000 Düzce depremlerini başarı ile atlattığı göz önüne alındığında depolamalı barajların deprem dayanımının standart yapılardan daha üst düzeyde olduğu söylenebilir. Öte yandan sismik aktivitelerin sebep olacağı heyelan, yer kaymaları iletim hatlarında hasara sebebiyet verebilecek, bu da su, enerji iletimini olumsuz yönde etkileyecektir. Ayrıca santral binasının hasarlanması, içinde barındırdığı tüm hidroelektrik makine/ekipmanının hasarlanması anlamına geleceğinden riskin bu kısımlarda yoğunlaştığı söylenebilir. Deprem yönetmeliğine uygun tasarımların hayata geçirilmesi deprem riskini önemli ölçüde azaltacaktır.

Hem inşaat hem de işletme döneminde meydana gelen iş kazaları ve bunun neticesinde çalışanların bedeni zarar görmeleri maalesef bir diğer önemli hasar türüdür. Ülkemizde son yıllarda artan enerji yatırımları fazla sayıda işçinin bu alanlarda görevlendirilmesi ile sonuçlanmıştır. Ancak gerek bilinçsizlik, gerek tedbirsizlik sebebi ile yaralanma ve ölümle sonuçlanan iş kazaları sayısında büyük bir artış olmuştur. Sadece 2012 yılı içerisinde HES inşaat ve işletmelerinde 26 ölümlü kaza meydana gelmiştir.

İş kazaları insani boyutunun yanısıra Sigortacılık açısından büyük bir maddi yükü de beraberinde getirmektedir. Zira sigortalılar işveren mali mesuliyet gibi sorumluluk sigortaları ve ferdi kaza gibi kaza sigortaları ile teminat altına alınabilmektedirler.

Bu sebeple özellikle hidroelektrik santral inşaat ve işletmeleri için düzenlenen hemen hemen tüm işveren sorumluluk poliçeleri ve diğer tamamlayıcı poliçeler sigortacı açısından büyük finansal zarar ile neticelenmektedir. Bu sorunun çözümü esasında sadece bu faaliyet konusu ile ilgili değildir. Çeşitli koruyucu yasaların ve yönetmeliklerin yürürlüğe alınmasının ve şantiye ve işletmelerde iş güvenliği mühendislerinin istihdam edilmesinin iş kazalarının azaltılması yönünde olumlu etki sağlayacağı düşünülmektedir.